23 Haziran 2026 - Juliet Turizm

Lidyalıların Altın Şehri : Sardes Antik Kenti

Lidya Krallığı’nın görkemli başkenti Sardes Antik Kenti’ni keşfedin. Dünyada ilk madeni paranın basıldığı, ünlü Kral Yolu’nun batı başlangıcı olan bu kent  en büyük İon düzenindeki Artemis Tapınağı’nı, diasporanın en görkemli antik Sinagogu’nu ve İncil’de adı geçen Asya’nın 7 kutsal kilisesinden birini barındırıyor. Günümüzde Manisa’nın Salihli ilçesi sınırlarında, İzmir-Ankara karayolu üzerindeki stratejik bir kavşakta yer alan bu Ege kıyılarını İç Anadolu’ya bağlayan doğal bir koridor olma özelliği taşıyor. Paktolos (Sart) Çayı'ndan çıkarılan altın madeniyle tarihte 'paranın ilk basıldığı yer' unvanına sahip olan Sardes; dünyanın İon düzenindeki en büyük dördüncü Artemis Tapınağı, anıtsal Sinagogu ve "Anadolu’nun Piramitleri" olarak anılan Bintepeler Tümülüsleri ile hem jeopolitik hem de kültürel tarihin en büyük kırılma noktalarından birini oluşturuyor.

Lidyalıların Altın Şehri : Sardes Antik Kenti

Sardes’in Tarihi ve Jeopolitik Önemi

Sardes’in kuruluşu M.Ö. 1300'lere, Geç Tunç Çağı'na kadar uzanıyor. Ancak şehrin altın çağını yaşadığı dönem, M.Ö. 7. ve 6. yüzyıllarda hüküm süren Lidya Krallığı dönemidir. Şehrin bu denli zenginleşmesinin, bir dünya gücü haline gelmesinin arkasında iki temel unsur yatmaktadır: 

1. Paktolos Çayı ve Altın 

Sardes’in içinden geçen Paktolos (günümüzdeki adıyla Sart) Çayı, antik çağda dağlardan taşıdığı elektrum (altın ve gümüş alaşımı) madeni ile ünlüydü. Lidyalılar, bu çayın yatağına kurdukları dünyanın ilk altın arıtma rafineleri (likuidasyon tesisleri) sayesinde saf altını elde etmeyi başardılar. Son Lidya Kralı Kroisos (Karun) dönemindeki akılalmaz zenginlik, işte bu nehir kıyısındaki metalürji atölyelerinden geliyordu.

2. Antik Dünyanın Ticaret Merkezi: Kral Yolu

Pers İmparatorluğu döneminde geliştirilen ancak temelleri Lidyalılar tarafından atılan ünlü Kral Yolu, Sardes’ten başlayıp Mezopotamya üzerinden Pers başkenti Susa’ya kadar uzanıyordu. Bu yol, Sardes’i Doğu ile Batı arasındaki ticaretin, kültürün ve diplomasinin kalbi haline getirdi.

Sardes Antik Kenti’nde Gezilecek Yerler ve Kentte Bulunan Mimari Yapılar

Sardes Ören Yeri, iki ana bölüme ayrılmıştır: Yolun kuzeyinde yer alan Jimnazyum (Gymnasium) ve Sinagog kompleksi ile yolun güneyinde, dağ eteğinde yer alan Artemis Tapınağı.

Kuzey Bölümü:

  • Jimnazyum (Gymnasium) - (Anıtsal Giriş)
  • Sinagog - (Mozaikli Salon)
  • Bizans Dükkanları 

Güney Bölümü:

  • Artemis Tapınağı 
  • Antik Kilise

 

1. Sardes Jimnazyumu (Gymnasium) ve Hamam Kompleksi:

Burası sadece spor yapılan bir salon değil; Roma İmparatorluk mimarisinin, mühendisliğinin ve sosyal hayatının Anadolu’daki en görkemli, en rafine anıtlarından biridir. Yapıyı gerçekten anlamak için mimari ve işlevsel detaylarına derinlemesine bakmak gerekir.

M.S. 2. yüzyılın ortalarında (Roma Dönemi) inşa edilen bu devasa kompleks, yaklaşık 5 küsur dönümlük (yaklaşık 20.000 metrekare) bir alanı kaplar. Simetrik bir plana sahip olan kompleks, temelde iki ana bölümden oluşur:

Palaestra (Açık Hava Avlusu)

Kompleksin doğusunda yer alan, etrafı sütunlu revaklarla çevrili, kare formunda devasa bir açık hava avlusudur. Antik çağda gençlerin ve atletlerin güreş, boks, uzun atlama gibi sporları yaptığı, kumla kaplı idman alanıdır. Spor bittikten sonra atletler vücutlarındaki kumu ve yağı temizlemek için hemen bitişikteki hamam kısmına geçerlerdi.

Mermer Avlu (Yaldızlı Salon)

Palaestra ile hamam binalarını birbirine bağlayan, yapının en görkemli ve meşhur anıtsal giriş kapısıdır. Bugün Sardes’e gidildiğinde önünde fotoğraf çekilen o iki katlı muazzam cephe burasıdır.

  • İhtişamlı Mimari: Sütunları, nişleri, geometrik kabartmaları ve konsollarıyla Roma barok mimarisinin zirvesidir.

  • İmparatorluk Kültü: Bu salon, Roma imparatorluk ailesine ithaf edilmiştir. Antik dönemde bu alanda imparatorların ve şehrin ileri gelenlerinin heykelleri yer alıyordu. Yazıtlardan, buradaki bazı mimari ögelerin zamanında altın yapraklarıyla kaplandığı bilinir; bu yüzden "Yaldızlı Salon" olarak da anılır.

Hamam Kompleksi (Thermae)

Mermer Avlu'nun arkasında batıya doğru uzanan devasa kapalı alandır. Roma hamam mühendisliğinin tüm dehasını barındırır. Sırasıyla; soyunma odaları (Apodyterium), soğukluk (Frigidarium), ılıkılık (Tepidarium) ve devasa alttan ısıtma sistemlerine (Hypocaust) sahip sıcaklık (Caldarium) odalarından oluşur. Hamamın tonozlu devasa salonları, dönemin mühendislik sınırlarını zorlayan bir genişliğe sahiptir.

Sosyal ve Kültürel İşlev: Beden ve Zihin Bir Arada

Antik Yunan ve Roma kültüründe jimnazyumlar sadece kas geliştirilen "spor salonları" değildi. Dönemin felsefe, edebiyat, retorik (hitabet) ve tıp eğitimlerinin verildiği, entelektüel tartışmaların yapıldığı birer üniversite ve kültür merkeziydi.

Sardes Jimnazyumu da şehrin elitlerinin, gençlerin, filozofların ve devlet adamlarının gün boyu vakit geçirdiği, sosyalleştiği, hem bedenen hem de zihnen eğitildiği kentin kalbi konumundaydı.

 

Tarihi Dönüşümü ve Önemi

  • Sinagog ile Sınırdaşlık: Jimnazyum kompleksi, M.S. 3. yüzyılda güney kanadındaki bazı bölümlerinin dönüştürülmesiyle Sardes Sinagogu'na ev sahipliği yapmaya başlamıştır. Bir pagan/Roma kamu binası ile Yahudi ibadethanesinin bu kadar iç içe olması, antik dünyadaki dinsel hoşgörünün ve sosyo-kültürel yapının en benzersiz kanıtıdır.

  • Yıkılışı: M.S. 616 yılındaki Pers saldırıları sırasında şehirle birlikte bu muazzam yapı da büyük zarar görmüş ve zamanla toprak altında kalmıştır.

  • Devasa Restorasyon: 1960'larda Harvard ve Cornell Üniversiteleri öncülüğünde başlayan ve Türk ustaların, mühendislerin emeğiyle taçlanan devasa bir restorasyon projesiyle Mermer Avlu'nun cephesi, antik dünyadaki orijinal görüntüsü dikkate alınarak yeniden ayağa kaldırılmıştır. Bu restorasyon, arkeoloji dünyasındaki en başarılı anıtsal ayağa kaldırma çalışmalarından biri olarak kabul edilir. 

 

2. Antik Sinagog: İnançların Buluşma Noktası 

Sardes Sinagogu, arkeoloji ve dinler tarihi açısından dünya üzerindeki en benzersiz, en sıra dışı yapılardan biridir. Onu bu denli özel kılan şey, yalnızca antik çağın en büyük sinagogu olması değil; aynı zamanda konumu, mimari ihtişamı ve o dönem Yahudi cemaatinin ulaştığı muazzam sosyal gücü gözler önüne sermesidir.

İşte mimarisinden tarihi önemine kadar Sardes Sinagogu hakkında tüm detaylar:

Eşsiz Konumu ve Sosyal Gücü

Antik dünyada Yahudi cemaatleri çoğunlukla baskı altındaydı veya şehirlerin kenar mahallelerinde, gözden ırak yerlerde ibadet ederlerdi. (buna Diaspora yani Filistin dışındaki Yahudi toplulukları denir).

Ancak Sardes’te bu durum tamamen farklıydı:

  • Şehrin Tam Kalbinde: Sinagog, kentin en ihtişamlı kamu binası olan Roma Jimnazyum ve Hamam Kompleksi'nin güney kanadında yer alır.

  • Sosyal Statünün Kanıtı: Şehrin en göz önündeki ana caddesine (Bizans Dükkanları'na) çok yakındı hatta cephesi bile vardı. Bu durum, M.S. 3. ve 4. yüzyıllarda Sardes'teki Yahudi cemaatinin gizlenmeye ihtiyaç duymadığını, aksine kentin yönetiminde, ticaretinde ve sosyal hayatında üst düzey, elit bir konuma sahip olduğunu açıkça kanıtlar.

Mimari Özellikleri 

M.S. 3. yüzyılda, daha önce hamam kompleksinin bir parçası (muhtemelen bir bazilika veya mahkeme salonu) olan alan, Yahudi cemaatine devredilerek sinagoga dönüştürülmüştür. Yaklaşık 100 metre uzunluğunda devasa bir plana sahip olan yapı iki ana bölümden oluşur:

Atrium (Giriş Avlusu)

Ziyaretçileri karşılayan, etrafı sütunlarla çevrili açık bir avludur. Avlunun tam ortasında, mermerden yapılmış burma sütunlu, çeşmeli anıtsal bir havuz yer alır. İbadet etmeye gelenler ritüel temizliklerini bu havuzda yaparlardı.

Ana İbadet Salonu (Meclis Salonu)

Atriumdan üç büyük kapıyla geçilen, bin yıldan fazla süredir ayakta kalmış devasa salondur. Bu salonun içinde öne çıkan unsurlar şunlardır:

  • Tevrat Nişleri: Salonun giriş duvarında (doğu yönünde), kutsal Tevrat parşömenlerinin saklandığı, üçgen alınlıklı iki anıtsal mermer tapınakçık yer alır.

  • Mermer Kartal Masası: Salonun ortasında, ayakları aslan pençesi şeklinde olan ve üzerinde kartal kabartmaları bulunan devasa bir mermer masa bulunur. Bu masa, Tevrat parşömenlerinin açılarak halka okunması için kullanılıyordu. Masanın yanında, kenti koruduğuna inanılan aslan heykelleri yer alır.

  • Yarım Daire Basamaklar: Salonun en batısında uçta, kiliselerdeki apsis yapılarına benzeyen yarım daire şeklinde dikilmiş üç katlı mermer basamaklar vardır. Burası cemaatin liderlerinin, yaşlıların ve din adamlarının oturduğu şeref bölümüdür.

 

Sanatsal İhtişam: Mozaikler ve Mermerler

Sardes Sinagogu, antik çağın estetik zevkini yansıtan bir sanat galerisine benzer:

  • Taban Mozaikleri: Salonun tüm zemini rengarenk, farklı geometrik desenlerle bezeli devasa mozaiklerle kaplıdır. Yaklaşık olarak 1400 metrekarelik alan mozaikle kaplıydı.Bağış yapan kişilerin adı bazı mozaiklere yazılmıştır.

  • Mermer Kaplamalı Duvarlar: Duvarlar düz boya yerine, farklı renklerdeki mermer levhalarla kaplıdır.Bazı bölümlerinde oyma süslemeler de bulunmaktadır ancak büyük bir kısmı günümüze ulaşamamıştır.

Keşfi ve Yıkılışı

  • Yıkılışı: M.S. 616 yılında Pers İmparatorluğu ordusunun Anadolu'yu istila etmesi ve Sardes'i yakıp yıkmasıyla sinagog da tamamen tahrip olmuş ve bir daha kullanılmamıştır. Zamanla nehir taşkınlarının getirdiği toprakların altında kalarak günümüze kadar bir kısmı korunmuştur.

  • Keşif Tarihi: Sinagog, 1958 yılında Harvard ve Cornell Üniversiteleri tarafından başlatılan Sardes Amerikan Kazı Heyeti tarafından tesadüfen keşfedilmiştir. 

Sardes Sinagogu’nun zeminini süsleyen göz alıcı ve rengarenk mozaiklerin günümüze ulaşması ve bugün ziyaretçiler tarafından hayranlıkla izlenebilmesi, arkeoloji dünyasının en titiz ve vizyoner restorasyon ile konservasyon (koruma) projelerinden birinin sonucudur.

Sardes’teki mozaiklerin restorasyon süreci, teknik detayları ve arkasındaki mühendislik başarısı hakkında bilmeniz gerekenler:

1962-1965 yılları arasında Harvard-Cornell kazı ekipleri tarafından sinagogun ana salonu açıldığında, binlerce metrekarelik zemin mozaiği gün yüzüne çıkarıldı. Ancak mozaikler çok kritik durumdaydı:

  • M.S. 616 yılındaki Pers'lerin saldırısı sırasında çatılardan düşen devasa kiremitler ve duvar taşları mozaikleri ezmişti.

  • Yüzyıllar boyunca toprağın altında maruz kaldığı nem, tuzlanma ve Sart Çayı’nın taşkınları, mozaikleri bir arada tutan antik harcı (kireç harcı) tamamen çürütmüştü. Taşlar (tesserae) dokunulduğu anda dağılacak kadar hassastı.

 

Dünyaya Örnek Olan "Sardes Yöntemi" ile Kaldırma ve Taşıma

Mozaikleri oldukları yerde (in situ) korumak o günün şartlarında imkansız denebilecek kadar zordu çünkü altlarındaki toprak çöküyor ve nem taşları parçalıyordu. Bu yüzden arkeoloji tarihine geçen bir operasyon başlatıldı:

  • Kumaşla Yapıştırma (Strappo Tekniği): Mozaiklerin yüzeyi özel bir su bazlı tutkal ve bez/tülbent katmanları ile kaplandı. Tutkal kuruduktan sonra, mozaik taşları bu bezlere yapışmış olarak parça parça (büyük paneller halinde) zeminden söküldü.

  • Ters Çevirme ve Temizlik: Sökülen paneller ters çevrildi. Taşların arkasındaki bin yıllık çürümüş, tuzlanmış ve işlevini yitirmiş antik harç el aletleri ve hassas fırçalarla tamamen kazındı.

 

Beton Panellere Transfer ve Modern Biçimde Koruma

Mozaiklerin ömrünü uzatmak için onları doğa şartlarından etkilenmesini önleycek yeni bir taşıyıcıya aktarmak gerekiyordu:

  • Temizlenen mozaik panellerinin arkasına, hafifletilmiş beton ve modern dayanıklı harçlar döküldü. Bazı panellerin arkası ise o dönem için çok yenilikçi bir malzeme olan epoksi ve fiberglas ile güçlendirildi.

  • Böylece mozaikler, taşınabilir ve kırılmaz dev yapboz parçaları (paneller) haline getirildi.

Zeminin Hazırlanması ve Yeniden Yerleşim

Mozaikler laboratuvarda restore edilirken aynı zamanda sinagogun zemini de baştan aşağı yenilendi:

  • Nem yükselmesini ve ot çıkmasını önlemek için sinagogun zeminine modern drenaj sistemleri ve beton bir alt tabaka döküldü.

  • Laboratuvarda beton panellere yapıştırılan orijinal mozaikler, tıpkı bir yapboz gibi milimetrik hesaplarla sinagogdaki orijinal yerlerine geri yerleştirildi. Panellerin birleşme yerleri, orijinal taşların rengine uygun harçlarla doldurularak ek yerleri gizlendi.

Bugün Gördüğümüz Mozaikler Orijinal mi, Kopya mı?

Bugün Sardes Sinagogu’nu gezerken bastığınız veya yürüme yollarından izlediğiniz mozaiklerin büyük bir kısmı orijinaldir. Ancak:

  • Replika Değişimi: Çok yoğun tahribata uğramış, dış hava şartlarına (güneş, yağmur, don) dayanamayacak kadar erimiş çok az sayıdaki hassas panel emniyete alınması için Manisa Müzesi deposuna kaldırılmıştır. Yerlerine ise aslına birebir uygun renk ve dokuda replikaları (kopyaları) yerleştirilmiştir.

  • Eksik Parçalar: Antik dönemde yok olmuş, taşları tamamen dökülmüş boşluklar ise gözü yormayacak, orijinal deseni bozmayacak nötr renkli düz harçlarla doldurulmuştur (Böylece ziyaretçi nerenin orijinal, nerenin eksik olduğunu net bir şekilde görebilmektedir).

 

Sardes Sinagogu mozaikleri, 1960’larda uygulanan dâhiyane bir "kaldır, temizle, arkasını betonla ve yerine koy" operasyonu sayesinde kurtarılmıştır. Yapılan bu çalışma, bugün bile dünya genelindeki arkeolojik sit alanlarında "Zemin Mozaiği Konservasyonu" derslerinde örnek bir başarı hikayesi olarak anlatılmaktadır.

 

3. Doğu Roma (Bizans) Dükkanları (Antik Alışveriş Caddesi)

Sinagogun hemen dış cephesine bitişik olarak sıralanan onlarca dükkan, Geç Roma ve Erken Doğu Roma (Bizans) döneminin ticari hayatına ışık tutar. Bu dükkanlarda yapılan kazılarda antik eczaneler, boyahaneler, cam atölyeleri ve hırdavatçılar tespit edilmiştir. Sokak boyunca uzanan gelişmiş kanalizasyon sistemi, kentin mühendislik başarısını gösterir.

Yaklaşık 13 metre genişliğinde olan bu cadde, döneminin en işlek ticari arteridir. Caddenin her iki yanına dizilmiş dükkanlar, modern anlamdaki "alışveriş caddesi" konseptinin antik çağ örneklerinden biridir.

Mimari Yapısı ve Kent Planlaması

Alışveriş caddesi, antik dönem mühendisliğinin ve şehir planlamasının mükemmel bir örneğidir:

  • Sütunlu Revaklar (Stoa): Dükkanların önünde, alışveriş ve yürüyüş yapan yayaları yazın kavurucu Ege güneşinden, kışın ise yağmurdan koruma amaçlı yapılan sütunlu ve üstü kapalı bir galeri (kaldırım) yer alıyordu. İnsanlar bu gölgelikli, korunaklı alanda yürüyerek rahat bir şekilde alışveriş yapabiliyorlardı.

  • İki Katlı Dükkanlar: Cadde boyunca yan yana sıralanmış 30’dan fazla dükkan bulunur. Bu dükkanların çoğu iki katlıydı. Alt kat imalathane ve satış alanı olarak kullanılırken, ahşap merdivenlerle çıkılan üst katlar dükkan sahiplerinin ikamet ettiği ya da mallarını depoladığı yaşam alanlarıydı.

  • Kanalizasyon Sistemi: Caddenin ve dükkanların altından geçen devasa pişmiş toprak künkler (borular), kentin ne kadar gelişmiş bir altyapıya ve temizlik kültürüne sahip olduğunu gösterir. Atık sular bu sistemle şehirden uzaklaştırılıyordu.

Dükkanların Çeşitliliği: Ne Satılıyordu?

Arkeolojik kazılarda dükkanların içinde bulunan aletler, teraziler, tezgahlar ve saklama küpleri sayesinde, hangi dükkanda ne iş yapıldığı milimetrik olarak tespit edilmiştir. Bu cadde adeta çok kültürlü bir esnaf çarşısı gibiydi:

  • Züccaciye ve Seramikçiler: Dönemin lüks tüketim maddesi olan cam eşyalar ve boyalı Lidya seramikleri.

  • Tekstil ve Hazır Giyim: Lidya’nın ünlü halıları, mor boyalı kumaşları ve kaliteli giysileri.

  • Restoranlar ve Meyhaneler: Alışverişe gelenlerin yemek yiyebileceği, şarap içebileceği sosyal alanlar.

  • Boya ve Kimya Atölyeleri: Özellikle tekstil sektörünü besleyen boya üretim dükkanları.

  • Donanım ve Metal Eşya: Tarım aletlerinden ev eşyalarına kadar geniş bir yelpaze.     

İlginç Bir Detay: Kazılarda bazı dükkanların tezgahlarında, müşterilerin borçlarını kaydetmek için kullanılan pişmiş toprak tabletler ve mühürler bulunmuştur. Yani "veresiye defteri" geleneği de bu caddede oldukça yaygındı!

Kültürel ve Dini Çeşitliliğin Sembolü

Bu alışveriş caddesi, sinagog duvarına yaslı durumdadır. Kazılarda dükkanların içinde bulunan mühürler, duvar yazıları ve semboller, yan yana duran dükkanların sahiplerinin farklı dini inançlara sahip olduğunu ortaya koymuştur:

  • Bazı dükkanlarda Yahudi cemaatine ait Menoralar (7 kollu şamdan) ve İbranice isimler bulunurken, hemen yanındaki dükkanda Hristiyanlara ait Haç sembolleri ve Grekçe isimler tespit edilmiştir.

  • Bu durum, Sardes’te farklı inançlara sahip esnafların yan yana, büyük bir ticari ve sosyal uyum içinde yaşadıklarını gösteren muazzam bir hoşgörü kanıtıdır.

4. Artemis Tapınağı: Lidya'nın Kalbinde Yükselen Dev Yapı

Şehir merkezinin yaklaşık 1.5 km güneyinde, Bozdağlar’ın eteklerinde yer alan Artemis Tapınağı, İon düzeninde inşa edilmiş dünyanın en büyük 4. tapınağıdır. M.Ö. 4. yüzyılda yapımına başlanan tapınak, Büyük İskender’in şehri ziyaretinden sonra daha da büyütülmüştür. Artemis'e adanan bu görkemli yapı, yaklaşık 44,5 metre genişliğinde ve 96,7 metre uzunluğundaydı. Günümüze kadar sapasağlam ulaşan iki adet devasa sütunu ve bitmemiş sütun tamburları, antik dönemdeki inşaat tekniklerini anlamak adına arkeoloji dünyası için birer ansiklopedi gibidir.

Sardes'te tapınıan Artemis, Yunan mitolojisindeki avcı tanrıçadan farklı olarak Anadolu'nun eski ana tanrıça kültlerinden izler taşımaktaydı. Bu sebepten ötürü tapınak sadece bir dini merkez, değil aynı zamanda bölgenin kültürel ve sosyal yaşamının da önemli bir parçasıydı.

Tapınağın merkez bölgesinde tanrıça Artemis'in kutsal heykelinin bulunduğu cella adı verilen kutsal bölüm yer alıyordu. Burada gerçekleştirilen dini törenler ve adak sunuları, Sardes halkının inanç dünyasında önemli bir yere sahipti.

Bugün Sardes Artemis Tapınağı, ziyaretçilerine yalnızca etkileyici bir antik yapı sunmakla kalmaz; aynı zamanda Lidya, Helenistik ve Roma dönemlerinin izlerini bir arada görebilecekleri eşsiz bir tarih yolculuğu da sunar. Ayakta kalan sütunları ve geniş tapınak alanıyla Anadolu'nun en etkileyici arkeolojik miraslarından biri olmaya devam eder.

5. Anadolu'nun Piramitleri: Bintepeler Tümülüsleri

Sardes’in kuzeyinde, Marmara Gölü (Gyges Gölü) kıyısında yer alan Bintepeler, Lidya kraliyet nekropolüdür (mezarlığı). Burada irili ufaklı 100’e yakın yapay mezar tepesi (tümülüs) bulunur. Bölgenin adı da buradan gelir. Bu mezarların en büyüğü, Heredot’un Mısır Piramitleri ile kıyasladığı, 69 metrelik yüksekliği ve 355 metrelik çapıyla ve 115 metrelik çevre uzunluğuyla Kral Alyattes’in Tümülüsü’dür. Kral Alyattes'in Tümülüsü aynı zamanda dünya'nın en büyük tümülüsüdür.

Sardes’in Dini Önemi: Hristiyanlığın 7 Kilisesi

Sardes, erken Hristiyanlık tarihi için de kritik bir öneme sahiptir. İncil’in Vahiy (Apokalipsis) bölümünde adı geçen ve Asya’nın 7 Kutsal Kilisesi (Seven Churches of Revelation) olarak bilinen kiliselerden biri de Sardes’tedir. Artemis Tapınağı’nın hemen arkasına eklenen küçük antik kilise kalıntısı, pagan inanışından Hristiyanlığa geçişin en somut mimari kanıtıdır.

 

 

 

 

Sıkça Sorulan Sorular

1. Dünyada ilk para nerede basıldı?

Dünyada devlet güvencesiyle basılan ilk madeni para (sikke), M.Ö. 7. yüzyılda Lidya Krallığı tarafından, başkent olan Sardes Antik Kenti'nde basılmıştır. Bu paralar altın ve gümüş karışımı olan "elektrum" madeninden yapılmıştır.

2. "Karun Kadar Zengin" deyimi nereden gelir?

Bu deyim, Lidya’nın son kralı olan ve Sardes’te yaşayan Kral Kroisos (Karun)’dan gelir. Paktolos Çayı’ndan çıkarılan altınlar sayesinde Kroisos, antik dünyanın en zengin insanı haline gelmiş ve zenginliği efsanelere konu olmuştur.

3. Sardes Antik Kenti hangi uygarlıklara ev sahipliği yaptı?

Başlıca uygarlıklar:

  • Lidyalılar 
  • Persler
  • Helenistik Dönem
  • Roma
  • Bizans

4. Sardes neden bu kadar önemli?

  • Paranın ilk kez basıldığı yer olarak kabul edilir.
  • Lidya Kralı Kroisos (Karun) ile ünlenmiştir.
  • Antik dünyanın en büyük gymnasium ve hamam komplekslerinden birine sahiptir.
  • Çok iyi korunmuş anıtsal bir sinagog bulunur.

5. Sardes’te mutlaka görülmesi gereken yapılar hangileri?

  • Gymnasium ve Hamam Kompleksi
  • Artemis Tapınağı
  • Antik Sinagog

6. Gymnasium neden bu kadar dikkat çekiyor?

  • Roma dönemine ait.
  • Anıtsal cephe mimarisi günümüze kadar büyük ölçüde ulaşmıştır.
  • Eğitim, spor ve sosyal yaşamın merkeziydi.
  • Sardes’in en çok fotoğraflanan yapısıdır.

7. Sardes’te gerçekten altın mı bulunuyordu?

Evet. Paktolos (Sart) Çayı’ndan çıkarılan altınlar sayesinde Lidya Krallığı büyük bir zenginliğe ulaşmıştır.

8. Sardes’i gezmek ne kadar sürer?

Ortalama 1,5 – 2 saat yeterlidir. Rehberli gezilerle bu süre 2,5 saate çıkabilir.

9. Giriş ücreti var mı?

Evet, Müze Kart geçerlidir. Güncel ücretler sezonluk olarak değişebilir.

10. Sardes Antik Kenti hangi günler açık?

Genellikle haftanın her günü ziyarete açıktır. Yaz ve kış saatleri farklılık gösterebilir.

11. Sardes çocuklu aileler için uygun mu?

Evet. Açık alan olması nedeniyle rahat gezilir; ancak gölgelik alan az olduğu için yazın dikkatli olunmalıdır.

12. Sardes’i ziyaret için en uygun zaman ne zamandır?

İlkbahar ve Sonbahar ayları daha uygundur yazın sıcaklık çok yüksek olabilir.

13. Sardes Antik Kenti UNESCO listesinde mi?

Evet. UNESCO Dünya Mirası Listesi’ndedir.

14. Sardes Antik Kenti Nerede Bulunur ?

İzmir-Ankara karayolu üzerinde, Manisa'nın Salihli ilçesine 9 km mesafededir.

 

 

 

 

 

 

Kredi Kartı ve Banka Kartı ile
7/24 Online Ödeme Seçeneği
Juliet Tur. Sey. Taş. Ltd. Şti.
Türsab No: 11153

Sayfada gösterilen tüm otel konaklama fiyatları, aradığınız tarih aralığı için Belirtilen Kredi kartlarında tek ödemede geçerli olan başlangıç fiyatlarıdır. Tüm fiyatlar, ilgili üründe kontenjan olması durumunda geçerlidir. İndirimli fiyatlar bazı durumlarda diğer kredi kartları ile yapılacak tek ödemeler için de geçerli olabilir. Rezervasyon sırasında belirtilen tesis fiyatları, sadece TC vatandaşları için uygulanabilir. Misafirlerden birinin TC haricinde farklı bir ülke vatandaşı olması durumunda, tesis fiyat farkı talep edebilir.

Sizlere daha iyi bir kullanıcı ziyareti deneyimi sunabilmek ve hizmet kalitesini arttırmak için sitemizde çerezler kullanılmaktadır.Detaylı bilgi için Çerez Politikamızı inceleyebilirsiniz.

 Bilgisayarınız, cep telefonunuz ya da tabletiniz aracılığıyla web sitesi üzerinden push bildirimlerini almamak için internet tarayıcınızın ayarlar bölümünden bildirim izinlerinin kaldırılmasını sağlayabilirsiniz. .

Bilgi almak için hemen bize mesaj gönderin.